Bir tasarımcı gibi düşünmek
İşe ve hayata tasarımcı gibi yaklaşmanın önemi üzerine; yapay zekâ çağında verimliliğin ve gelişimin neden buradan geçtiğine dair.
Yıllar önce nerede, ne zaman, ne şekilde gördüm/duydum hatırlamıyorum. Zaten zihnim zaman ve mekân detaylarını oldum olası tutamaz; sadece kavramlar ve yaşadığım duygulardır bana kalan.
İşe ve hayata tasarımcı gibi bir yaklaşımla yaklaşmanın önemi üzerine bir şeyler hatırlıyorum. Özellikle yapay zekânın gelişimiyle bu kavramın hem verimlilik hem de gelişim için kaçınılmaz olduğunu gözlemliyor; tasarımcı gibi yaklaşım sergileyebilen kişi ve kuruluşların günün değişkenlerine daha etkin adaptasyon sağladığını, özellikle teknolojik gelişmelerden daha verimli yaklaşımlar çıkarabildiğini görüyorum. Birkaç aydır kaleme almak ve anladığımı anlatmak istediğim bir konuydu bu. Niyetim biraz anladığımı paylaşmak, biraz da konuyu tartışmaya açmaktı.
Nedir tasarımcı gibi yaklaşmak?
Bana göre tasarımcı gibi yaklaşmak; her bir soru ya da soruna bütüncül bir yaklaşımla, kullanıcı deneyimini (kullanıcının gerçek ihtiyaçlarını, duygularını, motivasyonlarını ve engellerini derinlemesine anlama; sadece "ne yapıyor?" değil, "neden yapıyor?", "nasıl hissediyor?", "asıl problemi ne?" sorularını yanıtlama) yöntemini kullanarak, sürtünmeyi de (davranış bilimlerindeki tanımıyla; bir davranışı gerçekleştirmeyi zorlaştıran veya kolaylaştıran faktörlerin toplamı) göz önünde bulundurarak, uzun vadeli bir perspektifte ve sistematik bir şekilde konuya yaklaşılması; verimliliği esas alarak en uygun zaman ve en etkili yöntemle soru ya da sorunun çözülmesidir.
Tasarımcı yaklaşımın bana göre en önemli gereksinimi, soru ya da sorunlara palyatif çözümler değil; esaslı, temelde kalıcı ancak ihtiyaç hâlinde geliştirilebilir çözümler arayışının bir parçası olmasıdır. Bu yaklaşım, geçmişten bugüne her zaman var olan ve "sistem kurmak" olarak adlandırılan eylemler bütününün vazgeçilmez unsurlarından biri olmuştur.
Bana göre günümüzde tasarımcı yaklaşım çok daha önem taşıyor. Geçmişe kıyasla bilgi, algı ve değişim öyle hızlı akıyor ki, her gün, her an herhangi bir soru ya da sorunu ayrı ayrı değerlendirip karar vermeye çalışmak bunca değişkenin içinde gitgide zorlaşıyor. Üstelik verilen kararlar, çevredeki unsurlara ilişkin aşırı etkileşim nedeniyle çoğu zaman beklenen sonucu doğurmuyor. Böyle bir durumda her soru ya da sorunu kendi çerçevesinde değil, belirli ilkeler bütünü çerçevesinde değerlendirmek ve gerekli anlar için küçük müdahalelere uygun kontrol noktaları koymak; sistemin verimliliği ve daha da önemlisi sürdürülebilirliği açısından kaçınılmaz hâle gelmiştir.
Dünyada insanlığın kendince belirlediği ve anlamlandırdığı çağlar olmuştur. Özellikle 1950'lerden sonra transistörün icadı ve bilgisayarların hayata girmesiyle, veri işleme konusunda geometrik bir artışla çok önemli yollar kat edildi. Günümüzde ise bu konu, yapay zekânın gelişmesi ve bireysel bilgisayarlara bile kurulabilen modellerle inanılmaz boyutlara ulaştı; öyle ki mobil cihazlarda dahi dil modellerinin çalıştırılabilir versiyonları yer alıyor.
Yapay zekânın başlangıç aşamaları olarak gördüğüm bugünde, insan müdahalesi olmaksızın kendi kendini var etmesi ve geliştirmesi için henüz birkaç yıla daha ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Buna karşılık insanlığın yapay zekâyı kullanım yöntemlerinin geliştiği, yeni bir keşif gibi ondan nasıl faydalanabileceğini anlamaya çalıştığı bir dönemdeyiz. Tam da böyle bir dönemde teknolojinin etkin ve verimli kullanılabilmesi, fırsatların değerlendirilerek verime ve dolayısıyla kazanca dönüştürülebilmesi için tasarımcı gibi düşünme kavramı son derece önemlidir.
Peki tasarımcı gibi düşünmek öğrenilebilir mi?
Bence evet.
Bunun en pratik yolu ise -belki ironik gelecek ama- gazetecilik bölümünde yer alan 5N1K yöntemini düşüncenin merkezine koymaktır. 5N1K her ne kadar gazetecilikle ilgili görünse de esasen sorgulayıcı yaklaşımın temeli olan felsefeden gelir; sorgulamanın temel bir rehber hâline getirilmesidir. Habercilik somut gerçeği tarafsız ve açık biçimde ortaya koymaksa, tasarımcı düşünce için de bu yöntem, mevcut durumu daha somut ortaya koymanın bir aracı olarak kullanılabilir. Ufak bir farkla: gazetecilik genelde "ne oldu?"yu raporlarken, tasarımcı gibi düşünmek bir adım daha ileri gidip "ne olmalı?"yı da sorgular.
Tasarımcı gibi düşünmek kolay ve hızlı öğrenilen bir şey değil; ancak zaman ayırarak, üzerine düşünerek, hatta bazen ufak notlar alarak ve bol pratikle kısa sürede içselleştirilebilir. Bu içselleştirme, hayata ve sorunlara bakışı önemli ölçüde değiştirir, süreçlere çözüm odaklı bir yaklaşım kazandırır. Bireylerin kaynaklarını -en önemlisi zamanı- etkin kullanmasına, toplumdaki kişiler bu yetkinliği kazandıkça da toplam faydanın artmasına olanak tanır.
Tasarımcı gibi düşünmek ilerlemek ve gelişmek için kaçınılmazdır; hem bireysel hem toplumsal hayatta ileriye doğru fark yaratır. Verimliliği artırır, süreçleri iyileştirir, fırsatları yakalamaya ve risklerden kaçınmaya yardımcı olur. Düşünmeyi devretmeye çaba gösterdiğimiz yapay zekâ çağında; okuduğunu anlamlandırabilen, bireysel ve kurumsal işler için süreçler tasarlayabilenler verimlilikte çağ atlayacak, bu gelişmeye ayak uyduramayanlar ise âtıl maliyetleriyle rekabette zorlanacaktır.
Belki de bin yıllardır olduğu gibi, her değişim aslında bir tekerrürdür.